He bir Ne bir…
Tıp dilinde influenza olarak bilinen grip viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda bildiğimiz aksırma, öksürme, ateş halsizlik gibi bulgularla 1 haftada geçmesine rağmen kronik hastalığı olanlarda daha sıkıntılı ve daha uzun sürebilir. H1N1 de bir infüenza türüdür önceleri domuzlarda gribe neden olan bu virüs mutasyonla değişerek insanları da hasta eder hale gelmiştir. Hastalığa domuzlarda giribe neden olduğunudan domuz giribi denmektedir. H1N1 diğer infüzenza virüslerinin yaptığından daha şiddetli bir grip tablosuna neden olur…
Bir doktor olarak H1N1 ya da domuz giribi hakkında yukardaki paragafla başlayan ve tıbbi bilgilerle dolu uzun bir yazı kaleme almak ve H1N1 in ilmi analizini yapmak yerine her gün yazılı ve görsel medyada ve hatta yanımbaşımızda sürüp giden tartışmaları irdelemeye karar verdim.
Bu konuda insanlar bir kaç guruba ayrlımış durumdalar.
Tam bir panik halinde bu hastalıkla ilgili haberleri izleyen, sağına soluna sorular soran, aktarlardan çıkmayan, kendine ya da yakınlarına bişeyle olacak korkusunu derinden yaşayanla.
Sanki bir fanus içerisinde yaşıyormuşcasına gündelik hayatını sürdüren, bana birşey olmaz, bu da bir israil uydurmacası diyenler.
Görmüş geçirmiş, kitabın alasını okumuş, herkesden daha doktor ve bilim adamı mağrur ve en çok bilen adam rollerindekiler.
Sakince konuyu irdeleyip bilim adamlarının dediklerini öğrenip kendince bir karara vakıf olanlar.
Ve en can alıcısı da; bu dört grup insanında nabzına ve ruh haline uygun haber, yorum ve bilgi pompalayan medyanın varlığı…
Her gün haberlerde ilk haber olarak duyrulan bugün şu kadar insan öldü, bu kadar insan hastanede, bu kadar insan solunum cihazına bağlı haberlerini izleyen insanların aşı tartışması ile birlikte ruh hallerinin ne hale geldiğini varın siz tahmin edin.
Aşı olunmalı mı?
Başbakan aşı olmam dedi!
Başbakan neden kendisi ve yakınlarını aşılatmıyor?
Biz denek miyiz?
Sağlık bakanı doğru söylüyor mu?
Kim doğru söylüyor?
Zaten bir kesim bu hastalığın kasıtlı olarak ortaya çıkarıldığını ya da aşı satmak için kasıtlı olarak şişirildiğini düşünüyor. Bir de aynı düzeydeki insanların yani başbakan ile sağlık bakanı veya bir üniversite hocası ile bir başka hocanın farklı farklı açıklama hatta tavır sergilemesi ister istemez iyice kafa karıştırıyor ve işi içinden çıkılmaz hale getiriyor. Tabi bu tartışmaları ve farklı yorumları siyasal kazanım olarak kullanları da unutmamak gerekiyor, bu sağlıkla ilgili içerisinde doğru fikirlerde olsa dahi siyasal analiz ve yorumları kabul etmek mümkün değil. Bu kadar bilgi kirliliği bu kadar zihin bulanıklığına vatandaşın çok iyi dayandığını düşünüyorum.
Medyadaki sağlık ile ilgili haber yapılmasına hep karşı çıkmışımdır. “Hastalık yoktur hasta vardır” temel kuralının televizyonlardaki sağlık programlarında ve gazetelerin sağlık köşelerinde bir hastalığın değil binlerce faklı hastanın tek tek ele alınmasını gerektirdiğini düşünüyorum. Bu sağlıkla ilgili programları ya da sağlık köşeleri hastalıkları genel olarak işlediklerinden okuyucular ya da izleyiciler yanlış olarak kendilerine özel sağlık sorunlarını bu genel yaklaşımların içerisine sokmak durumunda kalmaktadırlar. Oysa bu çok yanlıştır. Bir hastalık her hastada farklı seyredebilir, tedavisi farklı olabilir ve dahası tedaviye farklı cevap verebilir.
Tıbbın bir başka kuralıda hiç bir şeyin %100 olmadığı, her zaman ihtimallerin ve risklerin belli oranda var olduğu gerçeğidir.
Bu iki temel konudan haraketle yazımıza konu olan domuz gribinde genellemeler, ihtimaller ve riskler tum bu tartışmalara yol açmaktadır. Her yorumcu haberci bu genellemenin, ihtimalin ve riskin bir ucundan tutmaktadır. Aslında konu basittir ve şu maddeler çevresinde hareket edilmelidir.
1. Domuz gibi bir grip türüdür ve daha önce insanlarda rastlanmamıştır.
2. H1N1 mevsimsel grip nedeni olan virüslerden farklı olarak çok daha bulaşıcıdır. Şu anda sanıldığın aksine toplumun çoğu kesimine hızla yayılmıştır.
3. Tüm hastalıklarda olduğu gibi bu hastalıkta her insanda farklı tablo meydana getirebilir, yani her hastadaki tablo kendine has bir hastalıktır, farklı yaklaşılır, farklı tedavi edilir, farklı sonuçları olabilir.
4. Bu hastalığın ölümcül olduğu risk grupları vardır, yani bu insanlarda ölüm riski daha yüksektir.
5. Tüm virüs hastalıklarında olduğu gibi domuz gribinde de kesin tedavi yoktur en etkin ve tek yöntem AŞIdır.
6. Hiç bir aşı risksiz değildir. Her aşı belli oranda risk içerir.
7. Aşıların koruyuculuğu değişkendir, şu anda ülkemizde uygulanılan domuz giribi aşısının koruyuculuğu %60 civarındadır.
8. Birilerine güvenilmelidir. En doğrusu da bu konuda uzman olan enfeksyon hastalıkları ya da halk sağlığı uzmanlarına güvenilmesi gerektiğidir.
9. Şu ana kadar aşı ile ilgili dedikodudan başka bilimsel veri medyada paylaşılmamıştır.
10. Bu konuda başbakan değil sağlık bakanı ehildir. Sağlık bakanı doktordur.
11. Sağlık bakanın aşı üreticilerinden bir getiri sağladığı fikri komplo teorisidir. Tersi durum var ise de bunu bilmemiz mümkün değildir. Bununla ilgili orataya bir delil çıkıncaya kadar da komplo teorisi olarak kalmak durumundadır.
12. Şu soruya cevap verilmelidir: Hastalığın riskini mi alayım, aşısının riskini mi alayım?
Ben risk grubunda olmadığımdan aşı olmadım, ama risk grubunda olduğundan eşim aşılandı, 1.5 yaşındaki oğlumu bu gün sağlık ocağına götürüp aşılattım ve 11 yaşındaki diğer oğluma da aşı yapılması iznini verdim.
Sağlıcakla ve aklı selim kalın…
22/11/2009, 10:52
yazınız gene her zaman ki gibi güzel olmuş.
H1N1 abartıldıkça abartıldı.
insanlar grip öldürücüymüş ama aşı dahada öldürücüymüş modunda devam ediyorlar…
arabada biri aksırıyor diğerleri öle bi bakıyorlar ki bazısı acıyor grip olmuş zavallı, bazısı kızıyor madem gripsin ne işin var arabada diye 🙂 🙂
22/11/2009, 11:12
yazınız cok guzel h1n1 ancak bukadar guzel anlatılır hastalıkla ılgılı abartılar ve ınsanların cok bılmıs gecınmelerıne karsı guzel bır yazı yazmıssınız sızı kutluyorum…