Unu bir devi daha hackledi…
Büyük güvenlik firmaları hedef alan ve sitelerine saldıran Romanyalı seri hacker Unu aradan bir yıl geçmeden geri döndü…
Unu son olarak Pangolin ve Sqlmap adı verilen ve özellikle hacker’lar ile güvenlik uzmanları tarafından kullanılan yazılımlar yardımıyla Symantec‘in Japonya’daki sunucularına saldırdı. Unu bu saldırıcı sonucunda güvenlik devinin sunucusundaki tüm dosyalara ve veri tabanına erişebildiğini açıkladı.
Symantec yetkilileri ise sadece saldırıyı ve meydana gelen güvenlik açığını doğrulamışlar ama konunun ne derece ciddi olduğuna dair henüz bir açıklama yapmamışlar. Unu, saldırısının detaylarını ve ekran görüntülerini kendi blog’unda yayınlamış (İngilizce). Symantec ise saldırıya uğrayan sunucunun erişimini geçici olarak durdurdurmuş.
Unu, kendi bloğunda hacklediği Symantec sunucularının bilgilerini vermiş. Benim dikkatimi sunucularda çalışan programlar çekti.
Ne hikmetse hepsi Microsoft programı 🙂 anlayana…
He bir Ne bir…
Tıp dilinde influenza olarak bilinen grip viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda bildiğimiz aksırma, öksürme, ateş halsizlik gibi bulgularla 1 haftada geçmesine rağmen kronik hastalığı olanlarda daha sıkıntılı ve daha uzun sürebilir. H1N1 de bir infüenza türüdür önceleri domuzlarda gribe neden olan bu virüs mutasyonla değişerek insanları da hasta eder hale gelmiştir. Hastalığa domuzlarda giribe neden olduğunudan domuz giribi denmektedir. H1N1 diğer infüzenza virüslerinin yaptığından daha şiddetli bir grip tablosuna neden olur…
Bir doktor olarak H1N1 ya da domuz giribi hakkında yukardaki paragafla başlayan ve tıbbi bilgilerle dolu uzun bir yazı kaleme almak ve H1N1 in ilmi analizini yapmak yerine her gün yazılı ve görsel medyada ve hatta yanımbaşımızda sürüp giden tartışmaları irdelemeye karar verdim.
Bu konuda insanlar bir kaç guruba ayrlımış durumdalar.
Tam bir panik halinde bu hastalıkla ilgili haberleri izleyen, sağına soluna sorular soran, aktarlardan çıkmayan, kendine ya da yakınlarına bişeyle olacak korkusunu derinden yaşayanla.
Sanki bir fanus içerisinde yaşıyormuşcasına gündelik hayatını sürdüren, bana birşey olmaz, bu da bir israil uydurmacası diyenler.
Görmüş geçirmiş, kitabın alasını okumuş, herkesden daha doktor ve bilim adamı mağrur ve en çok bilen adam rollerindekiler.
Sakince konuyu irdeleyip bilim adamlarının dediklerini öğrenip kendince bir karara vakıf olanlar.
Ve en can alıcısı da; bu dört grup insanında nabzına ve ruh haline uygun haber, yorum ve bilgi pompalayan medyanın varlığı…
Her gün haberlerde ilk haber olarak duyrulan bugün şu kadar insan öldü, bu kadar insan hastanede, bu kadar insan solunum cihazına bağlı haberlerini izleyen insanların aşı tartışması ile birlikte ruh hallerinin ne hale geldiğini varın siz tahmin edin.
Aşı olunmalı mı?
Başbakan aşı olmam dedi!
Başbakan neden kendisi ve yakınlarını aşılatmıyor?
Biz denek miyiz?
Sağlık bakanı doğru söylüyor mu?
Kim doğru söylüyor?
Zaten bir kesim bu hastalığın kasıtlı olarak ortaya çıkarıldığını ya da aşı satmak için kasıtlı olarak şişirildiğini düşünüyor. Bir de aynı düzeydeki insanların yani başbakan ile sağlık bakanı veya bir üniversite hocası ile bir başka hocanın farklı farklı açıklama hatta tavır sergilemesi ister istemez iyice kafa karıştırıyor ve işi içinden çıkılmaz hale getiriyor. Tabi bu tartışmaları ve farklı yorumları siyasal kazanım olarak kullanları da unutmamak gerekiyor, bu sağlıkla ilgili içerisinde doğru fikirlerde olsa dahi siyasal analiz ve yorumları kabul etmek mümkün değil. Bu kadar bilgi kirliliği bu kadar zihin bulanıklığına vatandaşın çok iyi dayandığını düşünüyorum.
Medyadaki sağlık ile ilgili haber yapılmasına hep karşı çıkmışımdır. “Hastalık yoktur hasta vardır” temel kuralının televizyonlardaki sağlık programlarında ve gazetelerin sağlık köşelerinde bir hastalığın değil binlerce faklı hastanın tek tek ele alınmasını gerektirdiğini düşünüyorum. Bu sağlıkla ilgili programları ya da sağlık köşeleri hastalıkları genel olarak işlediklerinden okuyucular ya da izleyiciler yanlış olarak kendilerine özel sağlık sorunlarını bu genel yaklaşımların içerisine sokmak durumunda kalmaktadırlar. Oysa bu çok yanlıştır. Bir hastalık her hastada farklı seyredebilir, tedavisi farklı olabilir ve dahası tedaviye farklı cevap verebilir.
Tıbbın bir başka kuralıda hiç bir şeyin %100 olmadığı, her zaman ihtimallerin ve risklerin belli oranda var olduğu gerçeğidir.
Bu iki temel konudan haraketle yazımıza konu olan domuz gribinde genellemeler, ihtimaller ve riskler tum bu tartışmalara yol açmaktadır. Her yorumcu haberci bu genellemenin, ihtimalin ve riskin bir ucundan tutmaktadır. Aslında konu basittir ve şu maddeler çevresinde hareket edilmelidir.
1. Domuz gibi bir grip türüdür ve daha önce insanlarda rastlanmamıştır.
2. H1N1 mevsimsel grip nedeni olan virüslerden farklı olarak çok daha bulaşıcıdır. Şu anda sanıldığın aksine toplumun çoğu kesimine hızla yayılmıştır.
3. Tüm hastalıklarda olduğu gibi bu hastalıkta her insanda farklı tablo meydana getirebilir, yani her hastadaki tablo kendine has bir hastalıktır, farklı yaklaşılır, farklı tedavi edilir, farklı sonuçları olabilir.
4. Bu hastalığın ölümcül olduğu risk grupları vardır, yani bu insanlarda ölüm riski daha yüksektir.
5. Tüm virüs hastalıklarında olduğu gibi domuz gribinde de kesin tedavi yoktur en etkin ve tek yöntem AŞIdır.
6. Hiç bir aşı risksiz değildir. Her aşı belli oranda risk içerir.
7. Aşıların koruyuculuğu değişkendir, şu anda ülkemizde uygulanılan domuz giribi aşısının koruyuculuğu %60 civarındadır.
8. Birilerine güvenilmelidir. En doğrusu da bu konuda uzman olan enfeksyon hastalıkları ya da halk sağlığı uzmanlarına güvenilmesi gerektiğidir.
9. Şu ana kadar aşı ile ilgili dedikodudan başka bilimsel veri medyada paylaşılmamıştır.
10. Bu konuda başbakan değil sağlık bakanı ehildir. Sağlık bakanı doktordur.
11. Sağlık bakanın aşı üreticilerinden bir getiri sağladığı fikri komplo teorisidir. Tersi durum var ise de bunu bilmemiz mümkün değildir. Bununla ilgili orataya bir delil çıkıncaya kadar da komplo teorisi olarak kalmak durumundadır.
12. Şu soruya cevap verilmelidir: Hastalığın riskini mi alayım, aşısının riskini mi alayım?
Ben risk grubunda olmadığımdan aşı olmadım, ama risk grubunda olduğundan eşim aşılandı, 1.5 yaşındaki oğlumu bu gün sağlık ocağına götürüp aşılattım ve 11 yaşındaki diğer oğluma da aşı yapılması iznini verdim.
Sağlıcakla ve aklı selim kalın…
Özgürlükİçin E-Dergi yayında
Özgürlükİçin topluluğu tarafından hazırlanan “Özgürlükİçin e-dergi “nin 18. sayısı yayımlandı.
Özellikle UEKAE müdürü Önder Yetiş, Pardus proje yöneticisi Erkan Tekman ve Pardus topluluk yöneticisi Ali Işıngör ile yapılan söyleşileri okumanızı tavsiye ederim..
Pardus projesinin ve topluluk yapısının geçmişi geleceği ve Özgür yazılımın derinliklerini gözler önüne seren çok önemli bilgileri bulacaksınız.
İndir:
Bir kaç az bilinen Atatürk resmi
Bir kaç az bilinen Atatürk resmi gördüm, çok hoşuma gitti ve paylaşmak istedim..
Windows 7 mi? Windows’un 7 günahı mı?
Epeydir insanlara Microsoft ürünlerinden neden uzak durmaları gerektiğini dilim döndüğünce anlatıp duruyorum. Şu haberi okuyunca sizle paylaşmak istedim.
Microsoft’un yeni işletim sistemi Windows 7’nin duyurulduğu şu günlerde, Özgür yazılım vakfı Microsoft’un 7, Vista, Xp ve daha eski işletim sistemlerinin günahlarını 7 madde altında duyuran bir kampanya başlatmış.
Buyurun sizde kulak verin.
1. Eğitimle Etkileme: Bugün, bilgisayarla eğitim gören çocuklardan çoğuna bir tek şirketin ürününü kullanmaları öğretiliyor: Microsoft yazılımı. Microsoft, eğitim bölümleri yanına çekebilmek için lobicilik ve pazarlamaya büyük paralar harcamaktadır. Eğitim, bir şirketin kendi tekelini aşılama yolu değil, bilgisayarların gücünü kullanarak özgürlük aşılama anlamında olmalıdır.
2. Mahremiyete Tecavüz: Microsoft, Windows Genuine Advantage (Windows Orijinal Ürün Avantajı) gibi isimlendirilen yazılımlar kullanarak kullanıcı sabit disklerinin içeriklerini kontrol edebilmektedir. Lisans anlaşmaları, kullanıcıların Windows’u bu tür sorunlara karşı uyarılara bakarak kabul etmelerini talep etmektedir ki Microsoft, bunu uyarısız yapmanın doğru olduğunu iddia etmektedir.
3. Tekel Davranışı: Neredeyse her bilgisayar Windows önyüklemeli olarak satışa sunulmaktadır, üstelik başka seçenek bırakılmadan. Microsoft donanım satıcılarına, kullanıcılar aksini isteseler dahi, Windows’a bağımlı ürünler satmaları konusunda baskı yapıyor. Hatta diğer işletim sistemlerine olanak verse dahi Windows’u birincil olarak kullanmalarına zorluyor.
4. Bağımlılık: Microsoft, düzenli bir şekilde eski Windows ve MS Office sürümlerine desteği sonlandırarak kullanıcıları güncel sürümlere yükseltmeye ve donanımlarını yenilemeye zorluyor. Birçok insana göre bu zorlama, yeni Windows sürümünün gereksiz donanım ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için çalışan bilgisayarlarını çöpe atmak almanına geliyor.
5. Standartları Kötüye Kullanmak: Microsoft, belge biçimlerinde özgür standartlar kullanılmasını engellemeye çalışıyor. Çünkü OpenDocument biçimi gibi özgür standartlar, patent yoluyla kullanıcılar üzerinde oluşturdukları kontrolünü tehdit etmektedir.
6. Dijital Kısıtlama Yönetimini Güçlendirme (DRM): Windows Media Player için büyük medya şirketleriyle gizli anlaşmalar yapıyor ve sadece Microsoft ürünleri üzerinde kopyalama ve oynatmaya izin veren kısıtlama getirmeye çalışıyorlar. Örneğin, NBC’nin isteğiyle, insanların televizyon gösterilerini kaydetmek kanuni hakları olduğu halde Windows kullanıcılarını engelleyebilmektedir.
7. Kullanıcı Güvenliğini Tehdit: Windows’un güvenlik açığı, virüs yayılımını engelleyememek ve kullanıcıların bilgisayarlarına kötü amaçlı olarak uzaktan ulaşılabilmesi ile ilgili uzun ve kötü bir tarihi var. Yazılım kapalı olduğu için tüm kullanıcılar Microsoft’un bu problemi çözüp çözmemesine bağımlı. Oysa Microsoft, kullanıcılarının değil kendi güvenliğiyle ilgileniyor.
Günahların her biri ve onlardan kaçınmak için ayrıntılı bilgiyi windows7sins.org adresinden edinebilirsiniz. Özgür Yazılım Vakfı‘nın kampanyayla ilgili haber, duyuru, Microsoft’un suistimalleri, Windows 7 problemleri ve özgür yazılımın önemi hakkındaki bildirilerinden haberdar olmak için siteye kayıt olabilirsiniz.
30 Ağustos Zafer Bayramı için bir resim ve yorumsuz bir kaç söz
“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır.Yine düşünecek; “Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.” Diyecek.
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk (5 Şubat 1933 Bursa)
Yuh be kardeşim…
Sağınızda solunuzda bir takım insanlar vardır, üşengeç, mıymıntı, beleşçi..
Az bir lütfedip de araştırmaz size sorarlar, hemde ne sorular, ne sorular?
Ellerinin altında bir sürü kaynak, internet ve google gibi bir araç varken hem de…
O kutucuğa bir iki kelime yazıp da çözümlerini bulamazlar.
Siz de madursanız böylelerinden alın size çözüm
Google bile bu mıymıntılar için bişeyler yapmış..
Pardus 2009

TÜBİTAK UEKAE bünyesinde geliştirilen ve herkesin kolayca kurup kullanabileceği, Linux tabanlı bir işletim sistemi Pardus’un son sürümü Pardus 2009, kullanıcılarla buluştu. Pardus 2009’un Kurulum CD’sinde bir masaüstü kullanıcısının gereksinim duyacağı her türlü yazılım bulunuyor. Pardus 2009, bilgisayar teknolojileri hakkında temel bilgiye sahip olan ve kişisel bilgisayarlarını klasik ihtiyaçları için kullanabilen tüm kullanıcıları hedefliyor.

Pardus 2009’u hemen indirmek için Pardus ftp sunucularına uğrayabilirsiniz.
Akademik yükseltme ve cüppe giyme töreni
Akademik yükseltme ve cüppe giyme töreni geçen haftalarda yapıldı. Eşimle katıldığım bu töreni sönük bir tören olarak anacağım. Katılım oldukça azdı, tören sonrası kokteylde biraz hareket vardı o kadar. Aklımda sadece Yener hocamdan cüppemi giyişim ve Gökhan abinin yaptığı duygulu konuşma kalacak.
Darısı Profesörlüğe…
Pardus RC2

Pardus 2009 öncesinde son deneme sürümü olan Pardus 2009 RC2 yayınlandı. Bu deneme sürümüne Pardus FTP sunucularından ulaşabilirsiniz.
- ← Önceki
- 1
- …
- 3
- 4
- 5
- Sonraki &arr;

300 dpi (35.6 MB)


















